Deneme süresinde sigortalı olunur mu?

Okurlarımızdan deneme süresinde sigortalı olunup olunamayacağı ile ilgili sıkça sorular gelmektedir. Yani, işe ilk başlayan ve işverenlerce işe uygun olup olmayacağı değerlendirilen ve bu süreçte sigorta girişi yapılmayan çalışanlar,...
Okurlarımızdan deneme süresinde sigortalı olunup olunamayacağı ile ilgili sıkça sorular gelmektedir. Yani, işe ilk başlayan ve işverenlerce işe uygun olup olmayacağı değerlendirilen ve bu süreçte sigorta girişi yapılmayan çalışanlar, bu durumun hukuki olup olmadığını sorgulamaktadırlar. Bu yazımızda çalışma hayatında sıkça rastlanılan bu durumla ilgili bilgi vermeye çalışacağız.
İş Kanunu’nda işverenlerin işe aldıkları çalışanlarına yönelik, işin niteliğine göre birlikte çalışıp çalışmayacakları anlamak için bir deneme süresi öngörülmüştür. Bu deneme süresi sonunda işçi ve işveren, birlikte işe devam edip etmeme konusunda bir karara varmaktadırlar. Deneme süresinden amaç; eğer ki her iki taraf için memnuniyetsizlik söz konusu olursa, İş Kanunu’nda belirtilen bildirim süresine uyulmaksızın,tazminatsız sözleşmeyi feshedebilme hakkının olmasıdır.
İş Kanunu’na göre taraflar arasında akdedilen iş sözleşmesine deneme süresi hükmü konulduğunda bunun süresi2 aydır. Ancak toplu iş sözleşmeleriyle bu iki aylık süre dört aya kadar uzatılabilir. Örneğin işçi ve işveren arasında imzalanan iş sözleşmesinde çalışanın deneme süresine tabi olduğu belirtilmişse, işçi veya işveren bu iki aylık süre içerisinde sözleşmeyi iptal edebilirler. Böylelikle İş Kanunu’ndan doğan bildirim ve tazminat hükümlerine bu iki aylık süre içerisinde taraflar uymak zorunda değillerdir.
Hal böyle iken çalışma hayatında yerleşik bir yanılgının olduğu görülmektedir. O da deneme süresi kapsamında çalıştırılan işçilerin yukarıda belirtilen hükümler gereği hiçbir hakkının olmadığı,dolayısıyla çalışanın sigorta başlangıcının da kişi ile çalışmaya devam etme kararı alındıktan sonra yapılması gerektiğidir. Ancak deneme süresi sadece işçi ve işveren için bildirim süreleri ve tazminatlar açısından hüküm belirtmiş olup çalışanların sosyal güvenlikleriyle hiçbir ilgisi yoktur. Kanun bu süre içerisinde işçilerin diğer yasal yükümlülüklerinin yerine getirilmesi gerektiğini vurgulayarak; çalışanların sosyal güvenlik ve ücret gibi en doğal haklarına riayet edilmesi hususunu belirtmektedir.
Unutulmamalıdır ki, sosyal güvenlik herkes için bir zorunluluk olup, bunun işçi ve işveren açısından bir keyfiyet durumu söz konusu değildir. Yani bir çalışan,“ben sigortalı olmak istemiyorum” diyemeyeceği gibi, işverenler de “sigortasız çalıştırmak istiyorum” deme hakkına yasal olarak sahip değildir. Bu kapsamda deneme süresi olsun veya olmasın, çalışma şeklinin hangi kapsamda olup olmadığına bakılmaksızın kişilerin işe başlamadan bir gün önce sigorta girişlerinin yapılması gerekmektedir.
Doğum izninin artırılmasına yönelik düzenleme
Son günlerde doğum yapan kadın çalışanların 16 hafta olan ücretli izin sürelerinin Ekim’de yapılacak düzenleme ile 20-24 hafta yapılmasına yönelik çalışmalar olduğunu okuyoruz. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Faruk Çelik, kadın istihdamının artırılmasına yönelik doğum izin sürelerinin artırılması, doğum yapan kadınlara kademeli kısmi süreli çalışma hakkının getirilmesi gibi düzenlemelerin olduğunu vurgulamaktadır. Ancak önemle belirtmek gerekir ki, kadınlara yönelik yapılacak düzenlemeler onların istihdamlarını olumsuz etkilememelidir. Çünkü hâlihazırda doğum sebebiyle 16 hafta çalışanları izne ayrılan işverenler, bu sürede aynı nitelikte personel ikame etme sıkıntısı çekmektedirler. Üzerine bir de 6 aylık ücretsiz izin hakkı eklenince doğumdan sonra kadınların tekrar aynı yerde işe başlamaları çok zor olmaktadır. Hal böyle iken ücretli doğum izin süresinin artırmak gerek kadın çalışanlar gerekse de işverenler açısından daha da sıkıntı yaratacaktır. Özellikle bu düzenleme yapılırken işveren sendikalarının görüşlerinin dikkate alınmasında yarar vardır.
Kıdem tazminatı fonu tekrar rafa kaldırıldı
Kıdem tazminatı ile ilgili esnek bir kıdem tazminatı fonu kurma düşüncesi tekrar rafa kaldırıldı. Her yıl gündeme gelen ve eleştiriler nedeniyle ertelenen tazminat fonu, bu yılda Sn. Başbakan’ın talimatıyla gündemden kaldırıldı. 4857 sayılı yasada da yer bulan ancak bir türlü uygulanamayan bu fonun, özellikle işverenler açısından zorluklar yaratacağı açıktı. Ancak bu konu ile ilgili Samanyolu Haber’deki köşemizde, düzenlemenin mevcut halindeki eksiklikleri vurgulamış, bu eksiklerin revize edilerek düzenlemenin hayata geçirilmesi gerektiğini belirtmiştik. Fakat aldığımız haberlere göre kıdem tazminatı fonu uygulamasının sadece taşeron işçilerle sınırlı kalacağı diğer çalışanlar için ise gündemden çıkarılacağı belirtilmektedir. Ülkemizde, çalışanların % 90’ından fazlasının tazminat hakkından yararlanamadıkları düşünüldüğünde bu ertelemelerin isabetli olmadığını vurgulamak yanlış olmayacaktır.
Osman Özbolat
Kategoriler
Sosyal Güvenlik
Yorum Yok

Yazıya Yorum Yapın

*

*

SON YAZILANLAR

  • 3 Yıl Vergi Yok

    2016 yılının başında 6663 sayılı torba yasa ile yürürlüğe giren genç girişimciye teşvik uygulaması birçok mükellef tarafından bilinmiyor. Söz konusu teşvik uygulaması önemli avantajlar sağlıyor, ancak uygulama oldukça sınırlı...
  • Dava Açacaklar DİKKAT ! İş Hukukunda Yeni Dönem…

    KPMG Vergi Hukuk Bölüm Başkanı, Şirket Ortağı Onur Küçük’ün kaleme aldığı makaleye göre kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, kötü niyet tazminatı, sendikal tazminat ve ücret alacağına ilişkin diğer tüm talepler...
  • Damga Vergisi Oranları 2017

    2017 Yılı Damga Vergisi Oranları açıklanmıştır. 2016 yılında uygulanan maktu vergi tutarları yeniden değerleme oranı dahil olmak üzere %7,5 oranında artırılmıştır. 2017 yılı Damga Vergisi Oranları 29931 Sayılı Resmî...
  • 2017 Yılı Yaşlı, Engelli Ve Engelli Yakını Aylık Rehberi

    Sosyal güvenlik sistemimizde prim almadan devlet tarafından muhtaç olan yaşlı, engelli ve engelliye bakan kişilere aylık bağlanmaktadır. Söz konusu aylıklara hak kazanmak için asgari ücret baz alınmak suretiyle muhtaçlık...