Kur Değişiminin Vergisel Etkisi

Son günlerde yaşamış bulunduğumuz kur değişimleri yabancı para birimine göre işlem yapmak zorunda olan işletmeleri hem ödemeler hem de muhasebe kayıtları açısından değişik şekillerde etkilemiş bulunmaktadır. Örneğin yabancı para...

Son günlerde yaşamış bulunduğumuz kur değişimleri yabancı para birimine göre işlem yapmak zorunda olan işletmeleri hem ödemeler hem de muhasebe kayıtları açısından değişik şekillerde etkilemiş bulunmaktadır.

Örneğin yabancı para biriminden borçlu olan işletmeler yaklaşık yüzde 5.6 oranında bir artışla borçlarını ödemek zorunda kaldılar. Buna karşın alacaklı olan kuruluşlar ise elde ettikleri kur farkı için vergi ödemekle yükümlü hale geldiler. Dolayısıyla yabancı para biriminden alacaklı olanlar toplam alacakları için defter kayıtlarına göre kârlı göründüklerinden vergi ödemek suretiyle gelirlerinin bir bölümünü kaybedecekler, yabancı para birimine göre alacaklarının bir kısmını vergi olarak ödemek zorunda kalacaklar.
Örneğin bir ticari işletmenin (1) Amerikan Doları 1.95 TL iken 100 bin dolarlık bir malı ihraç ettiğini, buradan elde edilen mal bedelini tahsil ederek 195 bin TL olarak bankada muhafaza ettiğini kabul edecek olursak kurun 2.05 TL olması halinde söz konusu işletmenin bankadaki parası 205 bin TL olacak. Dolayısıyla kur artışından dolayı 10 bin TL kambiyo geliri elde etmiş sayılacak. Söz konusu kambiyo geliri işletmenin durumuna göre ya gelir vergisine veya kurumlar vergisine tabidir.

Vergi Usul Kanunu’nun 280’inci maddesi gereği olarak yabancı paralar borsa rayici ile değerlenir. Borsa rayicinin tekerrüründe muvazaa olduğu anlaşılırsa bu rayiç yerine alış bedeli esas alınır. Ancak ülkemizde serbest döviz piyasası oluşmadığından, değerleme her yılsonu itibariyle Maliye Bakanlığı tarafından tespit ve ilan edilen kurlarla yapılmaktadır.
Maliye Bakanlığı’ndan ilan edilen kurlardan birisi efektif, diğeri döviz alışı kurudur. Bu ayrım ülkemizdeki bankacılık uygulamasında nakit yabancı paranın efektif, bunun dışındaki yabancı para cinsinden ödeme araçlarından; çek poliçe, hazine bonosu, tahvil ve benzeri ödeme araçlarının ise döviz olarak adlandırılmasından kaynaklanmaktadır.

Döviz alış kurları nakit olmayan yabancı paralar için kullanılmaktadır.
Uygulamada Maliye Bakanlığı sadece yılsonu itibariyle esas alınması gereken döviz kurlarını ilan etmektedir. Bunun dışında uygulamada dönem içinde geçici vergilendirme dönemlerinin sonlarında T.C. Merkez Bankası tarafından Resmi Gazete’de yayımlanan döviz alış kurları muhasebe değerlemelerinde esas alınmaktadır.

Fiili kur ise bir mal alımında işletmenin döviz kasasından yaptığı ödeme esnasında tarafından uygulanan kur olarak tanımlanmaktadır.
Kur farkları muhasebe kayıtlarını doğrudan etkilemektedir.

Emtianın satın alınıp işletme stoklarına girdiği tarihe kadar oluşan kur farklarının maliyete intikal ettirilmesi zorunludur. Stokta kalan emtia ile ilgili olarak daha sonra ortaya çıkacak olan kur farklarının ise ilgili bulunduğu yıllarda gider yazılması veya maliyete intikal ettirilmesi ise işletmenin seçimlik hakkı olmaktadır.
Bir başka anlatımla emtianın satın alınıp işletme stoklarına girdiği tarihe kadar oluşan kur farklarının maliyete intikal ettirilmesi zorunludur. Stokta kalan emtia ile ilgili olarak daha sonra ortaya çıkacak kur farklarının ise ilgili bulundukları yılda gider yazılması veya maliyete intikal ettirilmesi ise seçimlik hak olmaktadır.
İşletmelerin finansman temini amacıyla bankalardan veya benzeri kuruluşlardan aldıkları krediler için ödedikleri faiz ve benzeri giderler ile komisyon giderlerinden dönem sonu stoklarına pay vermeleri zorunlu değildir.
Vergi Usul Kanunu uygulaması ile ilgili olarak yayımlanan 163 sıra no’lu Vergi Usul Kanunu genel tebliğinde yer alan açıklamalardan anlaşılacağı üzere gayrimenkul alımlarında kullanılan kredilerle ilgili olarak hesaplanan faiz ve kur farklarının gayrimenkulün aktifleştirildiği hesap dönemi sonuna kadar olanların gayrimenkul maliyetine eklenmesi, aktifleştirildiği dönemden sonraki dönemlere ait olanların ise ilgili bulundukları yıllara doğrudan gider yazılması veya maliyete eklenmesi gerekmektedir.

Benzer şekilde lehte oluşan kur farklarının da aktifleştirme işleminin gerçekleştiği dönemin sonuna kadar oluşan kısmının maliyetle ilgilendirilmesi (maliyeti azaltmak suretiyle), aktifleştirildikten sonraki döneme ilişkin olanların ise kambiyo geliri olarak değerlendirilmesi veya maliyetten düşülmesi gerekmektedir. Bu bağlamda da daha sonraki dönemlerde, seçimlik olarak herhangi bir hak kullanılmışsa kullanılan yönteme göre işlem yapılmasına devam edilecek.

Kaynak: http://www.ito.org.tr/wps/portal/gazete-detay?WCM_GLOBAL_CONTEXT=ito_portal_tr/ito-portal/gazete/gzt-2013/gzt-2013-9/gzt-2013-9-13/82bc7d804114da4f9716f721c5285576

Kategoriler
Vergi
Yorum Yok

Yazıya Yorum Yapın

*

*

SON YAZILANLAR