TMS/TFRS veya UMS/UFRS İle Vergi Kanunları Arasındaki Matrah Farkları

Küreselleşmenin muhasebe alanındaki en önemli yansımalarından birisi finansal bilgilerin uluslar arası alanda karşılaştırılmasına imkan verecek finansal raporlama standartlarının geliştirilmesidir. Dünya üzerinde 100’e yakın ülke bu gelişime kayıtsız kalmayarak uluslar...

Küreselleşmenin muhasebe alanındaki en önemli yansımalarından birisi finansal bilgilerin uluslar arası alanda karşılaştırılmasına imkan verecek finansal raporlama standartlarının geliştirilmesidir. Dünya üzerinde 100’e yakın ülke bu gelişime kayıtsız kalmayarak uluslar arası muhasebe ve raporlama standartlarına uyum sağlamıştır. Ülkemizde bu uyumlaştırma sürecinde önemli aşamalar kaydetmiştir.

1.GİRİŞ

Uluslar arası muhasebe standartlarının bir tercümesi veya çevirisi niteliğinde olan “Türkiye Muhasebe Standartları” elbette ki finansal raporlama sisteminde de önemli değişiklikler meydana getirmiştir. Özellikle ülkemizdeki “ vergi için muhasebe algısı” bu gelişmelerle beraber “bilgi için muhasebe algısı” çerçevesinde önemli bir dönüşüm göstermektedir. Muhasebe meslek mensuplarımızın bir çoğu uluslar arası finansal raporlama standartlarını ilk okuduklarında veya duyduklarında ilk tepki olarak “Ama bu kurallar vergi yasalarımıza aykırı” demişlerdir. Muhasebe meslek mensuplarımızda 1994 yılında getirilen Tekdüzen Hesap Planı ve Vergi Usul Kanunu (VUK)hükümlerine paralel yürüyen yerleşik uygulamanın değişmesine yönelik paradigma gerçekten sancılı bir süreci de ifade etmektedir. UFRS/TFRS eğitimlerinin Odalar, Üniversiteler ve diğer eğitim kurumları aracılığıyla Meslek Mensuplarımıza verilmelidir. Muhasebe alanında bir yeniliğin uygulayıcılarına belirli süreler tanınmadan hemen gerçekleşeceğini sanmamak gerekir.

 

Muhasebe Meslek mensuplarının UFRS/TFRS eğitimlerini aldıklarını ve çok iyi sistemi analiz ettiklerini kabul edelim. Olayın tek boyutu UFRS/TFRS uyumlu mali tablo vermek veya VUK’a göre hazırlanan mali tabloları UFRS/TFRS’ye çevirmek değildir. Aynı zamanda vergi dairesine verilecek olan raporlarda ticari kardan mali kara geçiş esnasında UFRS/TFRS’den kaynaklanan farkların analiz edilmesi gerekecektir. Başka bir deyişle bundan sonraki dönemde finansal tablolarını UFRS/TFRS’ye göre düzenlemekle yükümlü mükellefler, bu finansal tablolarında raporladıkları ticari kardan mali kara ulaşırken ortaya çıkan farkları, Türk Vergi İdaresine açıklamak ve ayrıca raporlamak durumda da olacaklardır. Vergi incelemelerinde bu farkların açıklanması önem kazanacak ve hatta bu konudaki uyuşmazlıklar vergi yargısını meşgul edecektir.

 

2. ÜLKEMİZDE UMS/UFRS İLE UYUM ÇALIŞMALARI

 

Türkiye’de Avrupa Birliği (A) için tam üyelik başvurusuna ilişkin kararlılığı ortaya koyan ve Uluslararası Para Fonu (IMF)’na verilen 30 Temmuz 2002 tarihli Niyet Mektubu’nda; en azından sermaye piyasasında işlem gören işletmelerde uluslararası muhasebe ve finansal raporlama standartlarının uygulamaya konulacağı taahhüt edilmiştir. Ülkemizde uluslararası muhasebe ve finansal raporlama standartlarına Türkçeleştirilmesine yönelik hızlı bir gelişme başlamıştır. Son olarak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlüğe girmesi ile UMS/UFRS ticaret hukukumuzda da yerini almıştır. Yeni TTK’da şu düzenleme yapılmıştır.

 

MADDE 64- (1) Her tacir, ticari defterleri tutmak ve defterlerinde, ticari işlemleriyle malvarlığı durumunu, Türkiye Muhasebe Standartlarına ve 88 inci madde hükümleri başta olmak üzere bu Kanuna göre açıkça görülebilir bir şekilde ortaya koymak zorundadır. Defterler, üçüncü kişi uzmanlara, makul bir süre içinde yapacakları incelemede işletmenin faaliyetleri ve finansal durumu hakkında fikir verebilecek şekilde tutulur. İşletme faaliyetlerinin oluşumu ve gelişmesi defterlerden izlenebilmelidir.

 

(2) Tacir, işletmesiyle ilgili olarak gönderilmiş bulunan her türlü belgenin, fotokopi, karbonlu kopya, mikrofiş, bilgisayar kaydı veya benzer şekildeki bir kopyasını, yazılı, görsel veya elektronik ortamda saklamakla yükümlüdür.

 

(3) Ticari defterler, açılış ve kapanışlarında noter tarafından onaylanır. Kapanış onayları, izleyen faaliyet döneminin altıncı ayının sonuna kadar yapılır. Şirketlerin kuruluşunda defterlerin açılışı ticaret sicili müdürlükleri tarafından da onaylanabilir. Açılış onayının noter tarafından yapıldığı hâllerde noter, ticaret sicili tasdiknamesini aramak zorundadır. Türkiye Muhasebe Standartlarına göre elektronik ortamda veya dosyalama suretiyle tutulan defterlerin açılış ve kapanış onaylarının şekli ve esasları ile bu defterlerin nasıl tutulacağı Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca bir tebliğle belirlenir.

 

(4) Pay defteri, yönetim kurulu karar defteri ve genel kurul toplantı ve müzakere defteri gibi işletmenin muhasebesiyle ilgili olmayan defterler de ticari defterlerdir.

 

(5) Yevmiye, defteri kebir ve envanter defteri dışında tutulacak defterler Türkiye Muhasebe Standartları Kurulutarafından bir tebliğ ile belirlenir.

 

UMS/UFRS Türkiye’de uygulamaya konulurken yasal düzenleme yolu seçilerek bu Türkçesi diyebileceğimiz TMS/TFRS Resmi Gazetelerde yayınlanmıştır. Aynı zamanda Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler İçin Uluslararası Finansal Raporlama Standartları (UFRS) ile uyumlu Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler İçin Türkiye Finansal Raporlama Standardı (KOBİ TFRS) da Türkçeleşmiş hali ile yayınlanmıştır. Böylece hem tam set olarak TMS/TFRS, hem de KOBİ TFRS Türkiye’de resmi gazetede yayınlanmıştır.

 

3. UFRS/TFRS TEMEL ÖZELLİKLERİ

 

UMS/UFRS veya onların türkçesi olan TMS/TFRS’nin genel özellikleri şunlardır:

 

a)      İlke temelli standartlar olup ve uygulanması yasal zorunluluklardan çok ikna ilkesine dayanır. Söz konusu yaklaşım ayrıntılı kurallar yerine amaca odaklandığından, finansal tablo hazırlayanların muhasebe hilelerine veya aşırı zorlama uygulamalara başvurması gerekmemektedir.

 

 

 

b)     Finansal bilgiler kullanıcı odaklı bir yaklaşımla, daha net, tarafsız ve objektif bir yaklaşımlarla düzenlenir.

 

c)      Finansal tabloların içeriklerinde ve dip notlarında önemli ve köklü değişiklikler getirir. Örneğin Tablo isimleri, sunulacak tablo sayısı hep klasik uygulamalardan farklıdır.

 

d)     İşletmelerin finansal muhasebe ve bilgi sistemleri  bilgi amaçlı muhasebe ve raporlama yaklaşımı ile olumlu etkiler. Bu durumun kurumsal yönetim ilkeleri ve yönetim üzerindeki olumlu etkileri de açıktır.

 

e)     Yatırımcıların işletmeleri daha iyi anlamalarına ve ekonomide yatırıma ayrılacak kaynakların daha sağlıklı dağıtılmasına yardımcı olur.

 

f)       Finansal tabloların gelecek amaçlı ve küreselleşme yönlü ve karşılaştırılabilir bir şekilde hazırlanmasını sağlayarak uluslar arası ticareti, sermaye ve para piyasalarını olumlu etkiler.

 

g)      Finansal tabloların farklı ölçüm esaslarına sahip değerleme sistemleri ile gerçeğe uygun değer temel alınarak hazırlanmasını hedefler.

 

TMS’ye göre bir işletmenin finansal performansı, finansal tabloların bütün yönleri göz önünde bulundurularak tamamının anlaşılması ile ancak değerlendirilir. Bu yüzden klasik bilanço ve gelir tablosu yeterli olmaz.  Ayrıca, bütün finansal tablolar tam bir finansal tablo seti halinde ve eşit önemde sunulmalıdır. TMS’de tam bir finansal tablolar seti aşağıdaki tabloları içerir:

 

–                     Finansal durum tablosu

 

–                     Kar veya zarar ve diğer kapsamlı gelir tablosu

 

–                     Özkaynak değişim tablosu

 

–                     Nakit akış tablosu

 

–                     Dipnotlar ve diğer açıklayıcı notlar

 

Bu makalede gereksiz detaya girmemek için mali tabloların formatları için KGK sitesine bakmanızı tavsiye ediyoruz.

 

4. VUK İLE ÇELİŞEN YÖNLER

 

TFRS/UFRS uygulamalarının vergi kanunlarıyla çeliştiği yönleri bazı önemli standartlar için kısaca inceleyelim.

 

Türkiye Finansal Raporlama Standartlarının İlk Uygulaması (TFRS 1) mali tablolarda belirli bir dönüşümü ve değerlemeyi gerektirmektedir. Bu değerlemelerde ortaya çıkan farklar mutlaka bir tablo haline getirilmesi yıl sonunda amortisman ve karşılık hesaplamalarında değerlemeden önceki halleri dikkate alınabilir olmalıdır.

 

Muhasebe politikalarının seçimi ve uygulanmasına, muhasebe politikalarında ve tahminlerinde meydana gelen değişikliklere ve geçmiş dönem hatalarının düzeltilmesine ilişkin esaslar Muhasebe Politikaları, Muhasebe Tahminlerinde Değişiklikler ve Hatalar (TMS 8) Standardı’nda düzenlenmiştir. Türk vergi sisteminde vergi, dönemsellik ilkesi gereği olarak, bir hesap dönemi içinde elde edilen safi kurum kazancı üzerinden hesaplanır. Muhasebe politikalarındaki değişiklikler ve hatalar, giderlerin ve gelirlerin ilgili oldukları dönemde dikkate alınmamasına ya da eksik veya fazla hesaplanmasına sebebiyet veriyorsa elbette vergi matrahını da değiştirecektir. Bu değişikliklerinde vergi idaresine raporlamalarda dikkate alınabilmesi için bir tablo haline getirilmesi gerekir.

 

Raporlama Döneminden Sonraki Olaylar (TMS 10) Standardı’nın amacı da; raporlama döneminden sonra ortaya çıkan olaylar nedeniyle finansal tablolarda hangi durumlarda düzeltme gerekeceğini ve finansal tabloların yayımı için onayın verildiği tarih ile raporlama döneminden sonraki olaylarla ilgili açıklanması gereken bilgileri belirlemektir. Türk vergi sisteminde muhasebe işlemlerinin kayıt edilme zamanı belirli olup, TMS 10’a göre raporlama döneminden sonraki düzeltme gerektiren olayların finansal tablolara alınması bu kayıt tarihlerini aşabilir. Bu durumda da ortaya çıkan geçici farklar TMS8’de olduğu gibi vergide dönemsellik ilkesini zedeleyebilir.

 

İlişkili Taraf Açıklamaları (TMS 24) Standardı’nda ilişkili taraflar vergi kanunlarına göre çok daha detaylı açıklanmıştır. Bu ilişkili taraflar ile vergi kanunlarında yer alan ilgili taraf sınırının çok iyi ayrılması gerekmektedir.

 

Hisse Başına Kazanç (TMS 33) Standardı, aynı raporlama dönemi içinde farklı işletmelerin ve aynı işletmenin farklı raporlama dönemlerindeki performansının karşılaştırılmasına yardımcı olmak amacıyla; hisse başına kazancın belirlenmesi ve raporlanması ilkelerini belirler. Türk vergi sisteminde vergi idaresine yapılan finansal raporlamada, hisse başına kazanç gösterilmez.

 

Finansal Araçlar sunum (TMS 32) Standardı; finansal araçların ve bunlara ilişkin faiz, temettü, kayıp ve kazançların sınıflandırılmasına, finansal varlık ve borçların netleştirilmelerine ilişkin ilkeleri düzenler. Türk vergi sisteminden farklı olarak finansal aracın TMS 32’deki tanımı; finansal varlık veya finansal borç doğuran sözleşmelerle birlikte, finansal olmayan bir varlık veya finansal olmayan bir borç doğuran sözleşmeleri de içerir.

 

Ara Dönem Finansal Raporlama (TMS 34) Standardı; ara dönemde yapılacak finansal raporlama da yer alacak asgari unsurları tanımlar ve ara döneme ilişkin özet veya ayrıntılı finansal tablolardaki muhasebeleştirme ve ölçme ilkelerini belirler. Bu standarta göre yapılan işlemlerin Türk Vergi Sistemi’nde yer alan geçi vergi uygulamaları ile uyumlu olmasına dikkat edilmelidir.

 

Emeklilik Fayda Planlarında Muhasebeleştirilme ve Raporlama (TMS 26) Standardı; emeklilik fayda planlarına ilişkin bir grup olarak tüm katılımcılara yönelik muhasebeleştirilme ve finansal tablolarda gösterilme konularını düzenler. Bu standartla ilgili olarak vergi kanunlarının tazminatların ve SGK primlerinin ödenme esaslı  giderleştirilmesine ilişkin hükümleri dikkate alınmalıdır.

 

Yüksek Enflasyonlu Ekonomilerde Finansal Raporlama (TMS 29) Standardı da; geçerli para birimi yüksek enflasyonlu bir ekonominin para birimi olan işletmelerin finansal tablolarının enflasyona göre düzeltilmesi gerektiğini belirtir. Enflasyon muhasebesi ile ilgili Vergi Usul Kanunu hükümleri ile standart arasındaki farklar ayrıca vergi idaresine raporlanmalıdır.

 

TTK’ye göre finansal tablolarda yer alan varlıklar ile borçlar TMS’de öngörülen ilkeler dikkate alınarak ölçülür. TTK’ya göre ölçüme ilişkin olumlu ve olumsuz farklar dönem sonuçlarıyla ilişkilendirilirken TMS’deki esaslara uyulur. TTK’ya göre varlıklar ile borçların değerleme ölçüleri TMS’de gösterilen ölçülerdir. Ancak TMS’de ölçüm yöntemleri tek bir standartta düzenlenmemiş olup, her bir standartta ayrıca belirlenmiştir. TMS değerleme ölçüleri ile VUK değerleme ölçüleri arasındaki farklar da tespit edilmelidir.

 

5.SONUÇ

 

Bu makalemizde ilerideki hesap dönemlerinde pek çok ihtilafa neden olabilecek bir konuya şimdiden dikkat çekmeyi hedefledik. Yeni TTK ülkemizde modern dünya uygulamalarına paralel olarak “bağımsız denetim” ve “TFRS” gibi düzenlemeleri getirince meslek mensuplarımız ve diğer uygulayıcılar ciddi sıkıntılar içerisine düşmüşlerdir. Odalar, Üniversiteler ve diğer meslek kuruluşları bu konularda yeterli eğitimleri vermelidir. Aksi takdirde vergi mükellefleri ve vergi idaresi, vergi inceleme elemanları, vergi yargısı ciddi problemlerle karşı karşıya kalacaklardır.

 

TFRS’ye göre standartların getirdiği düzenlemelerin şu an meslek mensuplarımız tarafından muhasebesel yönleri dikkate alınmakta ve muhasebe yönlü analizler yapılmaktadır. Yapılan bu muhasebe analizleri gibi vergisel analizler yapılması vergisel sonuçlarının hesaplanması, vergisel etki ve sonuçlarıyla ilgili farkındalık meydana getirilmesi gerekmektedir. Aynen ticari kardan mali kara geçişte olduğu gibi TFRS’ye uyumlu tablolar ile Mali kara geçiş formu oluşturulmalıdır. Böylece meslek mensuplarının daha sağlıklı vergisel raporlar sunması da mümkün olacaktır.

Selçuk GÜLTEN

http://muhasebeden.com/tmstfrs-veya-umsufrs-ile-vergi-kanunlari-arasindaki-matrah-farklari.html

 

Kategoriler
DenetimGüncelMuhasebeVergi
Yorum Yok

Yazıya Yorum Yapın

*

*

SON YAZILANLAR